Hadi Beylerr!!

Çok uzun zaman oldu bir kelam etmeyeli , adeta çölde susuz kalmış kaybolmuş bir sufi misali çalışmaya susamış gibi çalışıyor olmuşum. İneceği durağı bilmeyen bir öğrenci yada sormaya cesareti olmayan mümtaz bir adam gibi sadece gidiyorum . Bir yanım ne olabilir diyor ? en fazla çok çalışmış olursun biraz da yaş almışsındır belki diyor, bir yanım da dünya bu denli kısa ömürlüyse ve dünya bu denli avcunun içine alıyorsa seni ve sadece bir hayal satıyor ve sende buna kanıyorsan ya diyor!.

Sizde de oluyor mu çok merak ediyorum zaman akıp giderken hiç ama hiç bir şeyin yetişmeyişine şahit olmak , bakakalmak, uyumak , unutmak ve tekrar düşünmek . Gelin hikayeye baştan başlayalım , çok uzağa değil parlak zamanlara en çok işittiğiniz kısma gidelim ;

Lise bitiyor , tercihler açıklanıyor ve Makina Mühendisi oluyordum hem de Uşakta ! O güne dek şehir dışına hiç çıkmadığımın farkında bile değilmişim . Halbuki 3 saatlik bir otobüs yolculuğuydu , babam yan koltukta bense camdan dışarı bakıyor ama sık sık gözümü kapıyor ve sık sık uyumaya çalışıyordum . Gözümün açıldığı anlardaysa gördüğüm bozkır, uçsuz bucaksız ovalar , ve ovaların bittiği yerlerden göğe yükselen yüce dağlar selam duruyordu . İçim de bir telaş bir bilinmezlik korkusu , bir irite olma hali vardı. Ne sanıyorsam İzmir dışındaki şehirleri? Köy mü ? Türkiye değil mi ? Yobaz mı ?Yoksa bizden farklılıkları mı?

Neyse ki babamın acele etmeyişi şansımızın da yaver gidişiyle güzel bir yurt bulduk. Yepyeniydi daha. Yataklarında ilk yatan biz olacaktık, tertemiz , ak pak bir yurttu , başarmıştık. Vakit geldiğinde o yurt evim olacak , o sokak en bildiğim sokak ve ben adım adım büyüyecektim . Akran zorbalığıyla az da olsa tanışacak ama en nihayetinde hayal etmediklerimi başaracaktım. Kapılar tek tek açılacak ve ben artık hayata borçlanacaktım .Beni büyütün aileme , en temelinde bana imkan yaratan milletime ve ülkeme. İşte tüm serüven tüm koşuşturmacanın kapısını da açan ; güzel geçen ve bana dik yürümeyi kazandıran , bana kendimi ifade etmeyi ve zorluklar karşısında direnebilmeyi veren bu 5 senelik dönem üniversite öğrenciliğim olacaktı.

Gelelim konumuza;

Öyle çok çalıştım ki 7. senemde hastalanacağımdan korkar oldum , hiç tahmin etmezdim hasta olabilmekten korkacağımı .Gün geçiyor , insanlar yaşlanıyor, hastalanıyor, işten ayrılıyor, yoruluyor, bıkkınlık içinde kalıyor, pes ediyor, kavga ediyor, vazgeçiyor , soğuyor, yenik düşüyor, duraksıyor , elleri titriyor, beli zonkluyor, migren oluyor , geçmeyen griplere yakalanıyor, kötü baba, kötü anne, kötü eş, kötü kardeş , kötü evlat , kötü arkadaş ,kötü eş , kötü yoldaş, kötü yurttaş ve kötü çalışan oluyordu . Bir sebepten gözlerim artık anlıyordu ; insan her daim var gücünü var olan tüm potansiyelini ve zamanını hesapsız, amaçsız ve adil olmadan kullanırsa yarıda kalacağını deneyimliyordu. Kimisini kendi deneyimliyor ve kimisini de başkasının deneyimleriyle öğreniyordu.

İş hayatımın ilk senesinde evli değildim , araştırıyor , araştırırken pratik kazanmak için üretimde oluyor, yolda kitap okuyor , akşam saatlerinde yeni pazarlar araştırıyor, var olan sorumluluklarımı kronolojik sıralama yapar gibi kurumsallaştırıyor , pazarlama materyali oluşturuyor , yabancı kaynaklardaki sırları not alıyor, denenmemişi deniyor, telefonunu 24 saat ulaşılabilir tutuyor ve var olanla yetiniyordum. Tüm bunlar olurken her daim eksikleniyor , yetersiz gibi düşünüyordum .

2017 , İş hayatımın ikinci senesinde evlenecektim , kısıtlı maaşımla geçinecektim ama hiç dert etmeyecektim , tek derdim bu firmayı tepeye en tepeye var olanın da üstüne itmek itmek itmek olacaktı. Köle gibi çalışacak ama kölelerin bile içinden geçirebilecekleri beklentilere girmeyecektim , borcum çoktu ve bu borcu ödemek bana yetecekti , ülkeme , neslime , geleceğime olan borcumdu bu.

2018 3. yıl , artık işe hakimiyetim artıyor patronlarım da daha çok sorumlukluk veriyor ben de tüm bu sorumlukların altıdan kalkacak iradeyi gösterebiliyordum . İtalyan Pepemiz işe başlıyor , tüm bu seyehat ve fuar programı dışında artık nur topu gibi bir italyan tenik deha da firmaya danışmanlık veriyordu. Tüm iş yoğunluğum içinde Pepe yi asiste ediyor , özel yemeklere götürüyor , burada bulunduğu zaman içinde sıkılmamasını ve firmaya olumlu bakışını arttırmaya çalışıyordum .Sonuçta o bir italyan teknik deha sektörde , bense sektöre kazandırılmış yeni yetişen bir arkadaştım! Hiç unutmuyorum Pepe’nin bizim firmada ki tatil günlerini anlayamayaşında oluşan yüz ifadesini. A takımı adını verdiğimiz kadro neredeyse 365 gün ve günde 10 saat çalışıyordu , bense bu ekibi her daim itiyor , onlar fabrikadan ayrılırken üzülüyordum , bir bakıma onlar çıktığında iş yavaşlıyor yada artık gün tamamen bitiyordu.

Artık rakamlara takılır olmuştum , iş yapış şekli ve kalite olması gereken bir standart olmuş ama rakamlar her daim artması gereken yeni bir challange oluşturmuştu. 2018 sonunda 5 milyon US$ a ulaşmak beni mutlu etmişti .Bu mutluluğu tadabilmek için tam 1 sene , haftanın 7 günü, günün 24 saati , ve yılın her günü çalışmıştım . Şirket arabasını kullanmaya başladığım an ile birlikte fabrikadan çıkamaz olmuş , herkes gittikten sonra günü değerlendiriyor, notlarımı temize çekiyor yeni pazarlama argümanları oluşturuyordum. Bu sırada ailem evde 4 gözle beni bekliyordu, olabildiğince bitkin gidiyordum eve , erken yatıyor gece 2-3 sularında uyanıyor mailleri ve mesajları kontrol ediyordum . Yeni yakaladığımız birkaç hacimli müşteriden gelecek yorumlar siparişler uykumu bölüyor, siparişlerin onay süreçleri , ödemeleri ve potansiyel yeni projeleri o an görmek , saat farkının yaratabileceği zaman kaybını en aza indirmek için çalışıyordum . Gün bulanıklaşıyor , çok nadir kendime verdiğim izin günlerinde de ne yapacağımı şaşırıyordum . Ailemle kahvaltı yaptıktan sonra nasıl bir plan yapmamız gerektiği konusunda tecrübesiz kalmıştık artık. Normal insanlar ne yapardı izin günlerinde tecrübe edemiyorduk…

4. senem, 2019 başlarında şirket yeni bir dönemece giriyor çok yoğun çalışmanın verdiği duygu yükünü değerlendirmekte zorlanıyordu. Yeni kararlar adeta önümü tıkıyordu, artık daha da hacim alacağımız bir ihracat grubu yerine daha makul çalışmak daha az yorulup daha az stres altına girmek daha doğru geliyordu üst yönetime. Bense bir karmaşa içinde sebep arıyordum , çünkü durmamalıydım . Dünya dönüyorsa , evren genişliyor ve güneşteki nova patlamaları devam ediyorsa ben de her daim çok çalışmalı, üretmeli , daha iyisini , daha yenisini, daha fazlasını yapmalıydım .

Tüm bunların bugün bana nereden miras kaldığını görebiliyor gibiyim ; çocukluğuma gidiyorum her zaman, babaannemin başarı hikayeleri , direngenliği , azmi ve kahır çekmesi ..Annemin babama ben erkek olsam taşı sıkar suyunu çıkarırım demesi , ve benim bir arap atıymışım gibi yetiştirilmem fazla çalışma tempoma sebep oldu diye düşünüyorum . İş yerinden çıkınca başıma bir iş gelmesinden çekiniyor ve çalışırken kendimi daha güvende ve de daha faydalıymışım hissine kapılıyorum.

Bu serüven öyle bir hal alıyorki artık akrabalarımı arayacak vakit bulamıyor , şahsi işlerimi halledecek vakit yaratmaktan çekiniyor , hasta olmuyor, iletişim kurmuyor , sadece ve sadece çalışmaya kurulmuş tiktok bir saat misali bu doğrultuna hayatımı şekillendiriyordum .

5. senem, 2020 hızlı başlamıştı bu defa sistem yeniden ihracat üzerine kurulmuş ,sıcak para tatlı gelmişti. Yılın başından beri ayağım karaya basmıyor 3 kıta birçok ülkeye adeta bir boğçacı gibi valizlerle ürünleri götürüyor, hergün 3 müşteri ziyareti yapıyor onlara hem iş aşkımı hissettriyor hem de yaptığımız işi ne denli ciddi yaptığımızı ispatlamya çalışıyordum . Ocak sonu Hindistan, Kore,Japonya ve Çin seyehatlerini tamamlamış Şubat ortası Paris e ve oradan da Milanoya gidiyordum .Tam da Covid -19 haberlerinin en yoğun olduğu dönemdi bu. Virüs’ün Türkiye de de saptanması sonrası yurtdışı sayfası kapanmıştı . Tüm sektör kepenkleri indiriyordu ama biz ektiğimizi biçeceğimiz döneme girmiştik. Uçuşlar askıya alınıyor , hava sahaları kapatılıyor , mağazalar kepenk indiriyorken biz 7/24 çalışıyorduk , tüm zorluklara rağmen tam kadro üretmeye , pazarlamaya , ayakta kalmaya devam ediyorduk , belki Mart-Aralık arası yurtdışına çıkamadık ama mallarımız dünyanın 7 kıtasına dağılıyordu. Artık söz sahibiydik, rakiplerimiz pandemi şartları altında ezilmiş, yenilmiş, demorileze olmuş , vazgeçmişken biz can suyuna kavuşmuş genç fidan gibi yükseliyor,ilham oluyorduk . Firmadaki herkes birer birer hasta oluyor karantinaya giriyor ben direnmek için elimden geleni yapıyordum . Hastalanır da gelemezsem hissi bana ihanet ediyormuş hissi verecekti.Kendime görev edinmiştim , artık kimse ekonomik zorluk yaşamayacak en azından normal şartlar altında maaşları her daim yatacak ve ben bunu garanti altına almak istiyordum . Süper kahraman mı olacaktım yoksa kendi ideallerim mi vardı yoksa hala ülkeme ve milletimi borcumumu ödüyordum…

6.senem , 2021 , Çocuklar büyüyordu , onlar büyüdükçe bana olan ihtiyaçları da artıyordu vem tüm bunlar yaşanırken ben çalışmak zorundaydım çünkü işler üzerimde toplanmıştı ve ben verdiğim garantiyi koruyup kollamak zorundaydım . Kısmi baba, kısmi eş, kısmi kardeş, kısmi evlat , kısmi arkadaş ve tam zamanlı çalışandım.Hem de ne çalışmak zamanı durdurmak istermişcesine . Tek kendim için değil tüm ekip için zamanı durdurmak , üretimi tamamlamak , daha fazlası için zaman yaratmak .

Zaman geçtikçe yaşadığım duydusal anlar üzerinden empati kurmaya başladım , artık karar verirken onlarca ve hatta yüzlerce personeli de içine alacak bir planın başlamasına sebep oluyordum . Kendi yaşadığımız tartışmaların, duygusal tranvaların , aileme zaman ayıramamalarımın , çocuklarla az vakit geçiriyor oluşum artık başta A takımı dediğimiz takıma da bulaşmış , fabrika genelinde çalışmadan başarının sadece bir şansın sonucu olabileceğini aşılamıştım .Öyle ki firmanın dini bayramlara olan üst düzey itinası artık yerini terminleri tutmak için gerekirse dini bayram tatilerinde dahi çalışmayı gerektirir olmuştu . Şirketin 2021 yıl hedefleri umulanın çok üstündeydi , ama sene sonu geldiğinde bu hedefin %40 üzerine çıktığımızı görüyorudum , hedefler bile ezilirken bu çalışmanın altında takım arkadaşlarım , diğer tüm çalışanlar neyin içine düşmüşlerdi bu denli . Herkesin böyle hedefleri olmak zorunda değildi ve herkes bu denli çok çalışma zorunluluğu hissetmeyebilirdi. Ama geldiğimiz nokta aileleri çatırdatmış , özlemi arttırmış , kaba olmayı , çevremizi düşünmemeyi bize aşılamıştı.

7.senem, 2022 , işler olabileceğinden çok daha yoğun artık , hız hiç azalmıyor, tempo bir an olsun kesilmiyor , artık işin altında biz eziliyor , durduramıyor ve nefes alamıyorduk , sektörde yıl boyunca çalışabilmek bile marifetken biz 3 vardiyaya kadar çıkmıştık , yemeklerin geliş gidiş saatleri şaşıyor , koşturmacadan kimin hangi vardiyada olduğu takip edilemiyordu.

Sahi ben bu düzenin kurulmasını ülkem ve milletim için mi istemiştim , yoksa kendi çıkarlarım mı devreye girmişti yada bir başka seçenek şu ki beni korkutan neydi de ben bu kadar işleri zorlar , kapasiteye aştırır, limitleri kaldırır olmuştum . Fabrikada bir ses duyulur kimi zaman ”Hadi Beylerrr!” en yorgun en soluksuz anlarda dahi etraftakiler duyar olur . Şimdi iş yeniden sesleniyordu ; Hadi Beylerrr!…

21.05.2022 – İş , aş , aşk


Yorum bırakın