Cumartesi gecesi, 02.12.2023 ,Kaybettiklerimiz!
Hep başladığımız gibi olacak , uzun zaman oldu seninle buluşmayalı. Beyaz bir sayfayı hatasız doldurabilmek 30 lu yaşlarda pek kolay olmuyor. Hata yapmadan geçmesini arzuladığın yaşam mücadelesinde, onlarca defa dizlerinin yere vurma sesiyle kulakların uğulduyor.
Bugün kaybettiklerimiz üzerinde kısa bir sohbet molası vermek istiyorum. Kimileri sabrını kaybetti bu yıllarda , kimileri sevdiklerini toprağa verdiler , kimileri çok kıymet verilen güvenlerini kaybettiler , kimileri hayallerini yitirdiler ve kimileri için de başarılarını yarıda kesmek zorunda kaldılar. En nihayetinde bu liste uzar gider bu şekilde. Ha unutmadan ruh sağlığıyla arası açık kalanlar doldu taştı, bu haliyle ruhlarını mı yitirdiler bilinmez ama kayıplar çok oldu herkesler için.
Bugün kıymetli babalar, babasız başlayanlar ,babaları olup babasız büyüyenler , babalarını kaybedenler ,iyi babalar, kötü babalar ve pek tabii kendi babalıklarımız üzerinde laflayalım istiyorum . Laflayalım istiyorum çünkü çok ciddiye alınsın da istemiyorum. Çok ciddiye alınmasın ki kalpler kırılmasın. Herkesin defteri kendi önünde en nihayetinde.
Baba olmak ; söylediği gibi ilk okul yaşlarına değin kahraman olmaktır. Her çocuk için babası en güçlü, en akıllı, en hakiki ,en cesur , en bilgili insandır hayattaki . Ben şanslı dönemimdeyim ki can yüreklerim henüz küçükler ve bir süre daha onların kahramanı olmaya devam edeceğim. Bu güzel haber hala vakit var. Babalığı boşladığımı söylemek büyük haksızlık olur, kendime bunu yapmayacağım ama kısmi babalık hayatımı pek de hızlı iyileştiremediğim kesin.
Eve vakitlice girmek için mücadele verdiğim doğru, kapıdan içeri sağ ayağımla ve selam vererek girme içgüdüsüne sahip olduğum da doğru, kapıya koşan evlatlarımızı güler yüzle heyecanla kucakladığım da doğru buraya kadar bence yeterince başarılı sayılırım. El yüz yıkandıktan sonra boğuşmalar, ara ara kısa oyunlar kısmından da geçer not alırım. Gözlerimle onlara dokunduğum doğru , pamuk yanaklarını parmaklarım değmeden okşadığım da doğru , ipek saçlarının hissi akyuvarlarım gibi oksijen taşıyor her hücreme, onlarla güz oluyorum onlarla bahar doğuyorum geleceğe. Evlatlarıma duyduğum buzulları eritecek sıcacık sevdam her daim benimle. Bilirsiniz işte! Ya anne baba olduk , ya anne babamız oldu bir şekilde bu kombinlerin bir yada birkaçıyla eşleştik.
Babaannem için büyük bir yas tutamadım. Ya o zaman benim yas zamanı değildi ya da ben hazır değildim. Çok sık anıyorum babaannemi , acaba hayatta olsaydı diye başlayan kelimeler pelesenk oluyor dilime. Çok sinirlendiğim anlarda aklıma gelirse merhem oluyor öfkeme, öfke sonrası aklıma gelirse bir merhamet duygusu sarıyor içimi. Yetişmemde, kendimi terbiye etmemde çok emeği vardır kendisinin. Hemen hemen 10 seneye yakın tüm yaz aylarını babaannemin yanında geçiriyordum. Her halimle gurur duyardı, yaydan çıkmış bir ok gibi hedefleri olan bir genç olarak yetişmemiz için yemez di yedirirdi , giymez di giydirirdi , kendi için susardı bizler için konuşurdu . Öyle samimi nasihatleri vardı ki bugün dahi onun nasihatleri üzerine hayatımı şekillendiriyorum diyebilirim.
Her genç böyledir demeden başlayacağım ama asi çağlarımdan birinde çok büyük bir ihtimal lise başlarında babama olan öfkemi görecek ki bana; gözleri gözlerimde, çamaşır suyu kokan ellerinin kokusu burnumun en sızlayan yerinde bana şöyle diyordu; ‘’ Velhasıl sen haklısın , velhasıl baban bazı konularda haksız ve hareketleri doğru değil ve sen buna öfkeleniyorsun . Ama ben biliyorum Baban sizler için en iyisini düşünüyor elbette düşünemediği önemsiz gördüğü yerlerde var ve sen babana öfkeleniyorsun ama ben sana diyorum ki Asla ve Katta babanı yerecek, kötü sözler söyleyecek hal içinde olmayacaksın, benim sana bu nasihatimdir, işte o zaman sana hakkımı helal etmem.’’ Öyle emimin ki göklerden beni izlediğine öyle buna inanıyorum ki mekânının cennet olduğuna bunu anlatacak kelime varsa dahi kifayet bulamayacağına eminim.
Bugünlerde bir hallere giriyorum, aslına bakarsanız bir süredir bu hallere giriyorum çıkıyorum. Babama öfkelenecek iki çift söz edecek oluyorum aklıma babaanne nasihatim geliyor, böyle iki arada bir derede kaldığım doğru. Babalar evlatlarına neden güvenmiyorlar, nedir onları çekincede bırakan evlatlarının onlara tecrübe ettirdikleri eksikler mi yoksa iktidar mücadelesi mi bitmek bilmeyen.
Baba evlat arasında nasıl bir iktidar mücadelesi olur onu bilmiyorum. Ne bizler bir şehzadeyiz tahtı olan babamız Sultana isyan edecek ne de öyle işler yaptık geçmişte de onları tedirgin edecek.
İnsan etle tırnak olmak istiyor, aynı damarda daha güçlü akmak istiyor, koşulsuz destek olmak istiyor birbirine ama bu tedirginlik, bu huzursuzluk, bu güvensizlik neden. Evlatlar ne yaptılar da babalar bir adım ötede bekler. Yoksa kendi başlarına aşsınlar her zorluğu diye mi bu diretmeleri.
Babalar üzerine kısa bir mola…